Tarhan: “Zihin sömürüsüne karşı insani değerleri ön plana çıkarmalıyız.”

Üsküdar Üniversitesi, özünde 24 Altın Değer Kategorisinde “Yüksek İnsani Değerler Ödülleri”ni düzenlenen törenle sahiplerine verdi.  Törenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan konuşmasında zihin sömürüsüne dikkat çekti. Türkiye ve doğu dünyasının siyasî taarruzdan daha çok kültürel taarruza maruz kaldığını ifade eden Tarhan, taarruzun hedefinin toplumları bir arada tutan değerlerin yıpratılması olduğunu söyledi.  Toplum olarak algılarımızı yöneterek zihinlerimizin sömürgeleştirildiğini kaydeden Tarhan, yaşamanın zor, zahmetli, acı ama meyveleri ve sonuçları tatlı olan değerleri yeni kuşaklara anlatmak için bu ödülleri verdiklerini belirtti. Tarhan amaçlarının zihinlerin sömürgeleşmesine karşı insani değerleri ve kültürel güzelliklerimizi ön plana çıkarmak olduğunu sözlerine ekledi.

Üsküdar Üniversitesi bu yıl ilk defa “Yüksek İnsani Değerler Ödülleri”ni verdi. Üsküdar Üniversitesi Akademik Kadrodan Oluşan Jüri Üyeleri’nin; “Adalet, Şefkat ve Merhamet, Dürüstlük, Şeffaflık, Cesaret, Empati ve Sorumluluk, Güven ve Sadakat, Utanma, Alçakgönüllülük, Yardımlaşma, Helalleşme, Selamlaşma, İçtenlik, Bağışlama, Cömertlik, Fedakarlık, Minnettarlık, Çoğulculuk, Katılımcılık, Özgürlükçülük,  Hesap Verebilirlik, Uzlaşmacılık, Yenilikçilik, Vefa” şeklinde 24 altın değer kapsamında belirlediği 6 kişi – kurum ödüllerini aldı.

Üsküdar Üniversitesi Altunizade Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen törende; Hikmet Barutçugil’e fahri doktora unvanı verilirken, Üsküdar Üniversitesi jürisi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, Prof. Dr. Mim Kemal Öke, Prof. Dr. Agop Kotoğyan, AFAD Başkanı Dr. Fuat Oktay, Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, Aşhane Kardeşlik Seferberliği Gönüllüleri ve Sakaryalı Fedakâr Anne Saniye Altakhan “Yüksek İnsani Değer Ödülleri’ne layık görüldü.

Törenin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Nevzat Tarhan önemli tespitlerde bulundu. Sömürgeleşmenin zihinlerde başladığını belirten Tarhan, Türkiye ve doğu dünyasının 200 senedir kültürel taarruza maruz kaldığını söyledi. Tarhan konuşmasında şunları kaydetti:

“Türkiye ve doğu dünyası siyasî taarruzdan daha çok kültürel taarruza maruzdur. Bu durum son 200 senedir devam ediyor. Kültürel taarruzda aracı organı eğitim ve medya merkezli propagandadır. Kültürel taarruzda hedef toplumları bir arada tutan değerlerin yıpratılmasıdır. Toplumu toplum yapan, kimliği oluşturan üç şey vardır, insanın şahsiyetini oluşturan üç şey gibi.

Birincisi ortak hikâye olan geçmişe sahip olmak, ikincisi ortak özgün ideallerin varlığı, üçüncüsü ise özgün ve ortak kültürel değerler ve standartların yaşaması.

Relaty Showlara ve Hollywood yapımı eğlence endüstrisi ürünlerine dikkat ettiğimizde üç kritik beyin yıkama ile karşı karşıya kaldığımız görülecektir.

1- Kapitalizm üstün kültür olarak bize propaganda ediliyor.

Emmy ödülü gibi ödüllerle teşvik edilen yapımlara baktığımızda görüyoruz. Örneğin Survivor yapımı.

2- Ana fikri ‘Hayatta kalmanın tek şartı kazanmaktır ve kazanmak isteyen her şeyi yapar, herkesi harcar, sinsi davranabilir, yanlışı doğru göstermek doğrudur ve caizdir ideolojisi.’

3- Küresel sermaye en önemli silah olarak kullanılır. Uluslararası piyasaları genişleterek kültürel taarruz aracı yapmayı önemser. Görünmez etkileyiciler kullanılarak zihinler sömürgeleştirilmelidir der. Görünmez etkileyiciler ise sermaye ve medya gibi yumuşak güç silahını kullanır.

Küresel sermaye bireyi yenidünya düzeninin öznesi yapmak için moda, Tv programları, diziler dâhil her yöntemi kullanarak insanları kendisine hayran bırakmaya çalışır. Kendisine hayran olan ve kendi değerlerini yüceltenleri para ve ödüllerle teşvik eder. Görünmez etkileyici olarak insanın duygularının törpülenmesini ister.

İnsani değerlerde duygusuz robotlar haline gelmiş bir insan;  acımasız olmak, hak duygusunu kendine yönelik değerlendirmek, kendi milletini üstün görmek gibi kültürel virusleri besler. Kültürel taarruz aktörleri gibi. Kapitalizmin arkadan vurma yöntemini ortak kabul olarak propaganda eder. Dürüstlüğü kendi içlerinde önemserler başka topluluklara karşı değer olarak görmezler.

Algılarımızı yöneterek zihinlerimiz sömürgeleştirirler…

Doğu toplumlarında marjinal grupları besleyerek tehdit gördüğü medeniyetlere karşı fobi oluştururlar. Bir kızıl derili sözü vardır. “Nehirde iki balık kavga ediyorsa oradan uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir” der. Bilgisayar veya TV ekranına yapışmış gençlerin zihinlerini sömürgeleştirmek çok kolaydır. Bizim amacımız zihinlerin sömürgeleşmesine karşı insani değerleri ve kültürel güzelliklerimizi ön plana çıkarmak olmalıdır.

Zihin sömürüsüne karşı insani değerleri ön plana çıkarmalıyız!

Üsküdar Üniversitesi olarak para ve şöhreti yücelterek zihinleri esir alan küresel güçlere karşı oyunlar bozucu bir şeyler yapmaktır. Belki göle maya çalıyoruz ama karıncanın dediği gibi o yolda ölmekte bir şereftir. Algı bozucu, kadim değerleri küçümseyen “Küresel Jungle” a kapitalizmin orman kanunlarına karşı insani değerlerin yeniden inşasına hizmet etmeliydik. Gençlerimizi algı bozucu yayınlara karşı kalkan sahibi olmalarını sağlamalıydık. İnsani değerlerin değerler propagandası ile öğretilemeyeceğini değer içerikli eğitim ve yaşamla öğretilebileceğini anlatmalıydık.

Değer içerikli yaşayan insanları rol model olarak gençlerimiz tanıtmak istedik…

Değerleri 24 Altın Değer olarak tanımladık ve bunların uygulanabilir ve yaşanabilir olduğunu göstermek istedik. Değerleri yaşamak zordur, zahmetlidir, acıdır ama meyveleri ve sonuçları tatlıdır. Bunları yeni kuşaklara anlatmak istedik. Değerlere uygun başı dik yaşamanın kapitalist vicdandan daha huzurlu olduğunu göstermek istedik. Bunun için rol model özelliği taşıyan değerli insanları buraya davet ettik.

Ebru sanatına destekleri için Hikmet Barutçugil’i ödüllendirmek istedik…

Dünya’da eşi benzeri olmayan Ebru sanatına hizmet eden bir hocamız Hikmet Barutçugil’e doktora takdimi ile dikkatleri çekmek istedik. 2006 yılından beri ergoterapi kapsamında NPİSTANBUL Hastanemizde su ile boyayı birleştiren ebru sanatını psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanıyorduk. Suyun hafızası olduğunu karanlık alan mikroskobu ile bilimsel kanıtlarla gösterildi. Kişinin ruh halindeki değişimlerin ifade biçiminin tedavi değeri vardı. Bunu ödüllendirmek istedik. Atalarımız çok güzel söylemiş marifet iltifata tabidir diye bunu hatırlatmak istedik.

Son olarak şu retoriğimi sunarak sözlerime son vermek istiyorum

AMA…

Ekonomimiz düzeldi ama gençliğimiz bozuldu,

Yollarımız genişledi ama gönüllerimiz daraldı,

Hayatımız kolaylaştı ama ilişkilerimiz zorlaştı,

Ekmeğimiz büyüdü ama paylaşmamız azaldı,

Evlerimiz genişledi ama egolarımızdan başkasına yer kalmadı,

Paramız çoğaldı ama sabrımız azaldı,

İşsizlik azaldı ama açgözlülük çoğaldı,

Enflasyon düştü ama bereket yok oldu,

Vitrinlerimiz doldu ama gönüllerimiz boş,

Özgürlük arttı ama merhamet azaldı,

Özgüven arttı ama utanma ve saygı azaldı…


Okunma : 807

ÜHA

 

İlgili

31 Temmuz 2012
"Kişisel Haberler" içerisinde
16 Mayıs 2013
"Kişisel Haberler" içerisinde

Haberler

Foto Galeri