İyilikleri Öğretmek Kötülükleri Engellemektir!

İshakbeyazayMilli Gazete yazarı İshak Beyazay köşesinde Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın başkanlığını yaptığı Haydi Tut Elimi Derneği’nin çalışmalarını ve önemini ele aldı…

Sağlıklı toplumları sağlıklı aileler oluşturur. Sağlıklı ailenin temelini ise kadınlarımız kurar. Yüzde doksan dokuzunun Müslüman olması ile övündüğümüz ülkemizde, kadınlarımıza ne kadar değer veriyor ve onları ne kadar sağlıklı bir şekilde yetiştiriyoruz? Yarının çocuklarını yetiştirecek kadınlarımızı, dizi filmlere, sanal âleme mi kurban ediyoruz? Ya ailenin temel taşı baba ne kadar bilinçli olarak yetişmektedir? Öyle bir zamandayız ki, iyi insan, hilesiz insan nasıl olur diye eğitimler verecek duruma geldik.

06.12.2013 Cuma günü Haydi Tut Elimi Derneği'nin düzenlemiş olduğu kahvaltıda Çocuk Şube Müdürlüğü'nde görevli Emniyet Müdürü İsmail Gençol, babası tarafından istismar edilmiş bir kızımızın hayat hikâyesini anlattı. 13 yaşında bir kız çocuğunun yaşadıklarını bir kız babası olarak, yazmaktan hayâ ettim. Çok üzülmüştüm. Faydalı dernekleri yazı dizisi haline getirme kararımın ne kadar doğru olduğunu bu konuşmadan sonra bir kez daha anladım ve dernek başkanı Nevzat Tarhan hocamın kapısını çalmak için kendisinden randevu talep ettim. Sağ olsun bizi kırmadı ve üniversitedeki makamında kabul etti.

"İyilikleri öğretmek kötülükleri engellemektedir" sözüyle konuya girdi. Bu söz bile yüklendiği misyonun ne kadar ağır ve zor olduğunu anlatmaktaydı. 12-18 yaş arası çocuklara iyiliği öğretmek! Üstelik bu çocuklar ağır travma yaşamış ve suça sürüklenmiş yahut suç ve şiddet mağduru çocuklar olunca, bunun ne kadar zor olduğunu anlamamak imkânsız. Bizler sağlıklı çocuklarımıza bu eğitimleri vermede zorlanırken, Prof. Nevzat Tarhan hoca problemli çocukların rehabilite edilebilmesi için zora talip olmuş. Haydi Tut Elimi Derneği'nin merkezi Üsküdar Altunizade'de olup henüz üç yıllık bir dernektir. "Birçok derneğin fahri başkanlığını yürütmekteyim. Fakat bu kızlar benim kızlarım" diyen İstanbul Valimizin eşi Gül Mutlu hanımefendi fahri başkanlığını yürütmektedir. İstanbul Valiliği'nin teşvikiyle kurulan dernekle ilgili Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamızın bize anlattıklarını nefes almadan dinledik.

"Bu dernekte gördük ki, bu çocuklar sonuç. Sonucun sebebi nedir? Toplumdaki insani değerlerdeki yozlaşma. Bir Tema Vakfı çıktı. Toprak erozyonuyla ilgili mücadele etti. Türkiye'nin yeşillenmesine katkı sağladı. Toprak erozyonundan daha önemsiz mi ahlâk erozyonu? Ciddi ahlâki bir erozyon var. Bu ahlâki erozyonla mücadele etmek gerekiyor. Bunu tamamen devletten beklemek çok yanlış. Devlet bu konuda yol açsın yeter. Toplum olarak herkes kendi yakınına iyilik tohumu eksin." Nevzat Tarhan hoca, "Toprak erozyonundan daha değersiz mi ahlâk erozyonu?" sorusuyla aslında bir gerçeğe işaret ediyor. Bu çocuklar yozlaşan ahlâkın sonucu olarak buraya gelmişlerdir. Bu problemli çocukların yaşadıkları her türlü istismarı, beyinlerine yeniden "format" atarak, hayata hazırlamak, meslek sahibi yapmak ve topluma kazandırmak görüldüğü kadar kolay değil. O zaman düzelmez diye uğraşmamak mı gerekiyor? Bu çocuklarla ilgilenmek zaman kaybı mı? Nevzat hoca bu soruların karşılığını şu şekilde izah ediyor, "Bir insanı kurtarmak bir âlemi kurtarmak gibidir. Çocukların güvenle bağlanmaya ihtiyacı var. Düzelmez diye kestirip atmamak lazım. Bizim toplumumuzun en büyük hatası, Bu çocuklar düzelmez. Bunlara yapılacak emek boşunadır' demeleridir. Bu şuna benziyor. Bir hasta ameliyat olursa düzelme ihtimali yüzde 10-20, uğraşmaya değmez demektir' diyor. Senin vazifen hekim olarak elinden gelenin azamisini yapmak. Sonuç, senin kontrolünde değil ki, bu çocukların yüzde 20 bile düzelme şansı varsa bunu vermek bizim sorumluluğumuzdadır." Tıpkı denizyıldızı hikâyesi gibi, ne kadarı kurtulsa faydadır. Binlerce denizyıldızının karaya vurduğu bir kumsalda adamın biri denizyıldızlarını denize atma çabası içindeymiş, başka bir adam da bunu görerek senin bu çaban neyi değiştirecek ki diye sormuş. O da eline bir denizyıldızı alıp denize fırlatarak bunun için çok şey değişti demiş... Akrabalarımızda, komşularımızda buna benzer çocuklarımız varsa onlara sırt çevirmeyelim. Azıcık umut da olsa şefkatle yaklaşarak, onların rehabilite edilmesini sağlayalım.Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Eskiden yetimlere, hastalara komşular sahip çıkardı. Ben hatırlıyorum. Annem ameliyat olmak için hastaneye yattığında, ramazan boyunca komşumuz hem iftarda hem de sahurda bizimle ilgilenmişti. Şimdi ise komşumuzdan bihaber yaşamaktayız. Nevzat hoca; "Annesi ve babası tarafından sevgisiz bırakılıyorsa, şiddete uğruyorsa, o mahalledeki bütün komşular sorumludur. O komşu, İşte ben şu kadar çocuk okutuyorum, vazifemi yapıyorum' diyemez. Bu çocuklar mağdur ve mazlum. Bir zulmü önlemek on tane iyilik yapmaktan daha önemlidir. Birkaç tane çocuk okutuyorum diye vicdanlarını rahatlatamaz. Eğer zulme uğrayan bir kimseye karşı duyarsız kalıyorsanız o zulme ortak oluyorsunuz. Bir annenin bir çocuğu herkesin içinde haksız yere dövmesi zülümdür. Böyle bir olaya kendisi müdahale etmese bile, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Hizmet Kurumu'nu arayıp ihbar etmelidir. Çünkü o çocuk savunmasız ve korumasız. O çocuğun da hakları var. Hatta Hanefi hukukunda an-ne-baba yoksa teyze, hala bakıyor. Yoksa komşuya veriliyor vesayet. Komşunun vasi tayin edilmesinin özelliği olan bir inanç sistemindeyiz. Böyle durumlarda komşundaki, zulme sessiz kalmanın mesuliyeti var" sözleriyle, Nevzat hoca komşuluk ilişkilerinin önemine atıfta bulunuyor. Bu mağdur ve mazlum çocuklara sahip çıkarak eskiden komşuların yaptığını, günümüzde Haydi Tut Elimi Derneği yapmaktadır. İhmal ve istismar kurbanı olan bu çocuklarımız derneğe geldiklerinde, rehabilite edilmeleri için üç yol izlenmektedir. 1-Tıbbi rehabilitasyon. 2-Sosyal rehabilitasyon. 3-Mesleki rehabilitasyon. Nevzat hoca; "Eğer meslek edinmeyi başarırsa bu çocuklarımız, 18 yaşından sonra kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar. Amaç, orada 18 yaşına kadar kendi ayakları üzerine durmayı sağlayabilmek, aile eksikliğini onlara hissettirmemek" diyor.

haydi tut elimiNevzat hocanın bu sözünde iki şey öne çıkmaktadır. Birincisi aile, ikincisi meslektir. Olayı ne tarafa çekerseniz çekin, gelip dayandığı nokta aile olmaktadır. İhmal ve istismar edilmiş çocukların rehabilite edilmesi için Prof. Nevzat Tarhan ve ekibi çalışmaktadır. Peki, maneviyatları yüksek ailelerin oluşturulması, sağlıklı bireylerin elde edilmesi kimin görevi? Devlet bu konuda ne kadar yeterli? Devletin yetersiz kaldığı alanlarda aile reisi konumundaki baba ya da anne ne kadar yeterli olmaktadır. Haydi Tut Elimi Derneği, çocukların tıbbi, sosyal ve mesleki rehabilitasyonun yanı sıra manevi ihtiyaçlarını karşılamak için de bir çalışma yapmaktadır. Nevzat hoca; "İlahiyatçı hocalarımız var. Değerler eğitimi tarzında modüller hazırlandı. Modüler eğitimin içerisinde bu manevi ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ayrıca onun içerisinde işin şekilsel kısmını da öğretmekteyiz. Manevi eğitim altıktan sonra, sözünde durmak, dürüst olmak gibi değerleri öğrendikten sonra, dinin ibadet kısmını da öğretmekle ilgili bakanlığın bu konuda desteğini isteyeceğiz."

Nevzat hocanın yanından ayrılıp, yola revan olduğumda, hocanın ifade ettiği Peygamberimizin hadisi beynimin içinde dolaşıp duruyordu. Peygamberimiz ne güzel söylemiş; "Bir insana cennet kapısındaki yetim, evdeki hasta kadar yakındır."

Milli Gazete

Okunma : 1438

 

Haberler

Foto Galeri